VOYA BLOG / Öyle İstedi Diye Tasarlamak: Ürün Geliştirirken Kararları Kim Veriyor?

Öyle İstedi Diye Tasarlamak: Ürün Geliştirirken Kararları Kim Veriyor?

Pınar Susüzer
Pınar Susüzer
19 Şubat, 2026
Makale
Ürün Tasarımı
6 dakika okuma süresi
6 dakika okuma süresi
VOYA BLOG / Öyle İstedi Diye Tasarlamak: Ürün Geliştirir...
Öyle İstedi Diye Tasarlamak: Ürün Geliştirirken Kararları Kim Veriyor?
İçindekiler
  • Tasarım Sürecinin Görünen ve Görünmeyen Tarafı
  • Gerçek Hayatta Tasarım Süreci Lineer İlerlemez
  • Tasarım Kararlarını Etkileyen Üç Büyük Gerçeklik
  • Bütçe: Tasarımın Görünmeyen Sınırı
  • Zaman: Tasarımın En Büyük Baskısı
  • HIPPO Efekti: Veri mi Konuşur, Ünvan mı?
  • Tasarımın En Kritik Bileşeni: Hikaye Anlatımı
  • Tasarımın Gerçek Sahibi: Kullanıcı

Dijital ürün tasarımı dışarıdan bakıldığında çoğu zaman lineer, düzenli ve net bir süreç gibi görünür. Bir ihtiyaç doğar, tasarım yapılır, geliştirilir ve kullanıcıya sunulur. Ancak bu süreç gerçekte, teorideki kadar temiz ve öngörülebilir değildir.

Tasarım, yalnızca estetik kararların alındığı bir üretim süreci değil; aynı zamanda kısıtlar, varsayımlar, beklentiler ve gerçek kullanıcı davranışları arasında sürekli denge kurmayı gerektiren stratejik bir disiplindir.

Bu yazıda, dijital ürün tasarımında sıkça karşılaştığımız üç temel gerçekliği ve bu gerçeklikler içinde kullanıcı odaklı kararlar almayı nasıl sürdürdüğümüzü ele alacağız.

Tasarım Sürecinin Görünen ve
Görünmeyen Tarafı


Teoride bir tasarım süreci oldukça nettir. Bir talep gelir, tasarımcı bu talebi analiz eder, çözüm üretir, revizyonlar yapılır ve nihayetinde geliştirme sürecine aktarılır.

Ancak pratikte süreç bundan çok daha karmaşıktır.

Tasarımcı, yalnızca bir talebi görselleştiren kişi değildir. Aynı zamanda gelen talebin doğru olup olmadığını, gerçek problemi çözüp çözmediğini ve en önemlisi kullanıcı için anlamlı bir değer üretip üretmediğini sorgulayan kişidir.

Çünkü her tasarım sürecinde dört temel taraf vardır:


  • Talebi getiren kişi veya kurum
  • İhtiyacı tanımlayan ekip
  • Tasarımı yapan ekip
  • Ve en önemlisi, ürünü kullanacak olan kullanıcı

Bu dört tarafın beklentileri her zaman aynı hizaya gelmez. Tasarım süreci, bu hizalanmayı sağlama sürecidir.


The Visible and Invisible Sides of the Design Process

Gerçek Hayatta Tasarım Süreci Lineer İlerlemez

Dijital ürün tasarımı çoğu zaman net ve eksiksiz bir brief ile başlamaz. Bazen detaylı bir dokümantasyon varken, bazen yalnızca bir fikir veya ulaşılmak istenen bir hedef olur. Hatta kimi zaman çözümden önce problemin kendisi bile net değildir.

Bu nedenle tasarım sürecinin ilk adımı arayüz üretmek değil, problemi doğru anlamaktır. Çünkü sağlam bir ürün, doğru tanımlanmış bir problem üzerine inşa edilir.

Bu süreç doğrusal ilerlemez. Geri bildirimler, teknik kısıtlar ve yeni içgörüler doğrultusunda kararlar sürekli yeniden değerlendirilir. Tasarım, tek seferde tamamlanan bir üretim değil; öğrenerek, iterasyonlarla gelişen bir keşif sürecidir.

Tasarım Kararlarını Etkileyen
Üç Büyük Gerçeklik


Dijital ürün tasarımında kararlar her zaman yalnızca kullanıcı deneyimine göre alınmaz. Çoğu zaman üç temel faktör bu süreci doğrudan etkiler:

  • Bütçe
  • Zaman
  • HIPPO (Organizasyonel Hiyerarşi)

Bu faktörler, tasarım sürecinin kaçınılmaz parçalarıdır.

Bütçe: Tasarımın Görünmeyen Sınırı


Bir tasarım çözümü kullanıcı için en doğru deneyimi sunabilir. Ancak bu çözümün geliştirme maliyeti, uygulanabilirliğini doğrudan etkiler. Bu noktada tasarımcıların rolü yalnızca çözüm üretmek değil, çözümün değerini anlatmaktır.

Bir tasarım kararının maliyetini konuşmak kadar, o kararın uygulanmamasının getireceği fırsat maliyetini de ortaya koymak gerekir.

Örneğin;

  • Kullanıcı kaybı oranı
  • Tamamlanmayan işlemler
  • Düşen dönüşüm oranları

gibi metrikler üzerinden tasarım kararlarının iş üzerindeki etkisi somutlaştırılabilir. Bu yaklaşım, tasarımın bir maliyet değil, bir yatırım olarak konumlandırılmasını sağlar.

The Visible and Invisible Sides of the Design Process

Zaman: Tasarımın En Büyük Baskısı


Zaman baskısı, dijital ürün tasarımında en sık karşılaştığımız kısıtlardan biridir. Yaklaşan deadlinelar, tasarımcıları çoğu zaman verilen talebi hızlıca uygulamaya iter. Ancak tasarımın amacı yalnızca yetiştirmek değil, doğru problemi doğru şekilde çözmektir.

Bu noktada en kritik beceri, süreyi zorlamak değil, kapsamı doğru belirlemektir. Her şeyi aynı anda çözmeye çalışmak yerine, en yüksek kullanıcı değerini yaratacak Minimum Viable Product (MVP) tanımlanır. Bu yaklaşım, odağı netleştirir ve ürünün gerçek kullanıcı geri bildirimleriyle iteratif olarak gelişmesini sağlar.

Aynı zamanda her problemi sıfırdan çözmeye çalışmayız. Benchmark analizleri, daha önce benzer problemleri çözmüş ürünler ve sektör standartları bize güçlü bir referans noktası sunar. Son yıllarda yapay zeka araçları da bu süreci hızlandıran önemli destekçiler haline geldi; özellikle ilk taslakları oluşturma ve alternatifleri hızlıca değerlendirme konusunda ciddi avantaj sağlar.

Burada önemli olan, Parkinson’s Yasası’nın da işaret ettiği gibi, süreyi büyütmeye çalışmak değil, doğru şeye odaklanmaktır. Çünkü hızlı olmak, yüzeysel olmak anlamına gelmez. Doğru kapsamla ilerlemek, hem daha hızlı hem de daha doğru kararlar almamızı sağlar.


The Visible and Invisible Sides of the Design Process

HIPPO Efekti: Veri mi Konuşur, Ünvan mı?


Dijital ürün tasarımında kararlar her zaman veri, kullanıcı ihtiyacı veya ürün stratejisi doğrultusunda alınmaz. Bazen kararın yönünü belirleyen şey, organizasyon içindeki en yetkili kişinin kişisel tercihi olabilir. Bu durum literatürde HIPPO (Highest Paid Person’s Opinion) olarak adlandırılır.

HIPPO etkisi, kararın doğruluğundan bağımsız olarak, o fikri dile getiren kişinin pozisyonu nedeniyle öncelik kazanması anlamına gelir. Bu bazen bir renk tercihi kadar küçük bir detay olabilirken, bazen de ürünün akışını veya deneyimini doğrudan etkileyen daha büyük kararlara dönüşebilir.

Bu tür durumlarda tasarımcının rolü doğrudan karşı çıkmak değil, kararı doğru zemine taşımaktır. İlk adım, karşı tarafın fikrini anladığımızı ve değer verdiğimizi göstermektir. Çünkü tasarım süreci yalnızca doğruyu bulmak değil, aynı zamanda güven ve iş birliği inşa etmektir.

Sonraki adım ise kararı kişisel tercihlerden çıkarıp kullanıcı odaklı bir çerçeveye oturtmaktır. Kullanıcı davranışları, benchmark örnekleri, test sonuçları ve somut veriler; tasarım kararlarını daha objektif hale getirir. Bu yaklaşım, kararın bir görüş olmaktan çıkıp, kullanıcı için en doğru çözüm haline gelmesini sağlar.

Amaç, bir fikri reddetmek değil; tüm paydaşlarla birlikte, ürün ve kullanıcı için en doğru kararı verebileceğimiz ortak bir zemin oluşturmaktır. Çünkü güçlü ürünler, kişisel tercihlerle değil, kullanıcı gerçekleriyle şekillenir.

The Visible and Invisible Sides of the Design Process

Tasarımın En Kritik Bileşeni: Hikaye Anlatımı


Tasarım sürecinde en az çözüm üretmek kadar önemli olan bir şey daha vardır: o çözümü doğru anlatabilmek. Çünkü en iyi tasarım bile arkasındaki düşünce net bir şekilde aktarılmazsa, değerini karşı tarafa geçiremez.

Tasarımcılar olarak yaptığımız her sunum, aslında birer ikna sürecidir. Yalnızca ne tasarladığımızı değil, neden o şekilde tasarladığımızı anlatmamız gerekir. Hangi problemi çözdüğünü, kullanıcı için nasıl bir değer yarattığını ve neden alternatiflerden daha doğru bir çözüm olduğunu ortaya koyamadığımız sürece, tasarım yalnızca bir görüş olarak kalır.

Güçlü tasarımlar yalnızca doğru çözümü üretmekle değil, o çözümün arkasındaki hikayeyi doğru anlatmakla kabul görür.

Tasarımın Gerçek Sahibi: Kullanıcı


Tasarım süreci boyunca birçok paydaş sürece dahil olur. Ürün ekipleri, yöneticiler, iş hedefleri ve teknik kısıtlar tasarım kararlarını etkiler. Ancak tüm bu sürecin sonunda tasarımın gerçek sahibi her zaman kullanıcıdır.

Don Norman’ın da söylediği gibi, önemli olan kullanıcıların nasıl davranmasını istediğimiz değil, gerçekte nasıl davrandıklarıdır. Alan Cooper’ın yaklaşımı da bunu net bir şekilde destekler: kullanıcı, ürünün nihai karar vericisidir.

Bu nedenle tasarımın amacı, yalnızca gelen talebi yerine getirmek değildir. Asıl amaç, kullanıcı davranışlarını anlayarak doğru deneyimi yaratmaktır.

İyi tasarım, “öyle istendiği için” yapılan değil; kullanıcı için neden doğru olduğu net bir şekilde temellendirilmiş tasarımdır. Çünkü güçlü dijital ürünler, varsayımlar üzerine değil, kullanıcı gerçekleri üzerine inşa edilir.

twitterfacebooklinkedin

Daha Fazla İçerik Keşfet

>
<

Projeniz hakkında
konuşmaya hazır mısınız?

Projeniz hakkındaki fikirler, hedefler, talepler ve ulaşmak istediğiniz yer belli mi? Bir görüşme ayarlayarak tümünü hayata geçirme yolundaki ilk adımı beraber atalım.

Görüşme Planlayın